Google
« Önceki | Sonraki »

26/3/2009

BİR EVİN HİKAYESİ

 

Eski Yemen hükümdarlarından Tübba, 400 kadar bilginle Medine’ye gelmişti. “Tübba” o zaman Yemen hükümdarlarının ortak adıydı. Bu Tübba’ın asıl ismi Tübban Es’ad Ebu Kerib imiş. Yanındaki bilginler Medine’ye yerleşmeye karar vermişler. Tübba sebebini sorunca ona demişler ki: “ Kitaplarımızda Muhammed(S.A.V.) isminde bir peygamberin ortaya  çıkacağını ve şehre yerleşeceğini görüyoruz. Bu sebeple buraya yerleşiyoruz ki, belki onunla buluşuruz.” Bunu duyan Tübba onlara oturacakları birer ev yaptırmış, onları evlendirmiş ve yanlarına bolca mal bırakmış.

 

Hadis ve tarih alimi İbn Asakir’in verdiği bilgiye göre şöyle bir de mektup yazmış: “Ey Muhammed! Ben sana ve Allah’ın sana indirdiği kitaba inandım. Eğer sana erişemezsem kıyamette bana şefaat eyle, beni unutma. Ben senin ümmetindenim, senin ve baban İbrahim’in dini üzerindeyim.” Bir de şöyle mısralar eklemiş: “Ben Ahmed’in Allah’ın elçisi olduğuna şeksiz şüphesiz inandım. Ömrüm yetişseydi onun zamanına, ona vezir olurdum.”

 

Tübba mektubunu altınla mühürleyerek, alimlerin büyüğüne teslim etmiş. Ayrıca Peygamber Aleyhisselam’ın  Medine’ye gelişinde oturması için özel bir ev yaptırmış. Bu hadise Rasul-i Ekrem’in doğumundan yedi yüz yıl(veya bin yıl) önce yaşanmıştı. Bu mektup nesilden nesile saklanarak, hicret günlerine kadar gelmişti. Yapılan ev de, sonunda o alimin neslinden gelen Ebu Eyyub(R.A) hazretlerine intikal etmiş ve Resulullah’ın misafirhanesi olmuştu.

 

Allah Rasulü(S.A.V)’in Mekke’den yola çıktığı duyulunca, Medine’de Tübba’ın mektubunu saklayanlar, Ebu Leyla isimli güvenilir biriyle onu kendisine göndermişler. Rasulullah(S.A.V) yolda adamı görünce : “Sen Ebu Leyla’sın değil mi? Sende Tübba’ın mektubu var!” demiş. Adam, şaşkınca düşünceye dalmış ve : “Sen kimsin? Yüzünde sihirbazlık alameti de görmüyorum.” Deyince Rasulullah Aleyhisselam: “Ben Muhammed’im, mektubu bana ver.” demiş.

 

Açılan mektubu yol arkadaşı Hazreti Ebubekir(R.A) okuyuverince, Rasul-i Ekrem üç defa: “Merhaba salih kardeş Tübba!” buyurmuşlar, Ebu Leyla’dan da Medine’ye dönmesini istemişler. Ebu Leyla’dan Rasulullah’ın geliş müjdesini alan Medine halkı ona bahşişler vermiş. Allah Rasulü(S.A.V.) “Tubba’a kötü söz söylemeyin, çünkü o Müslüman olmuştu.” buyurmuşlardır.

 

Alıntı Yapılan Kaynak : Semerkand Dergisi Sayı 117 Eylül 2008 – Sahife 17

 

(Kaynaklar : İbn Asakir: Tarıhu Medineti Dimaşk(Beyrut, 1995), 11/12-14; es-Semhudi: Vefaü’l-Vefa(Beyrut, 1984), 1/88-189; el-Ayni: Umdetü’l Kari(Beyrut, 1998), 3/430-31; İbn Kuteybe: el Maarif(Mısır, 1992), s.681.)

23/3/2009

KUR'AN-I KERİM İLE İLGİLİ HADİS-İ ŞERİFLER

 

  1. Kur’an-ı öğrenin ve okuyun! Çünkü Kur’an-ı öğrenip okuyan ve onun hükümleriyle amel edip yaşayanın misali, içi misk dolu bir keseye benzer; kokusu her yana yayılır. Kur’an-ı okuyup onu sadece içinde tutan, ağzı düğümlü misk torbasına benzer. Tirmizi, Nesai, İbn-i Mace(Hazinetül Esrar Sh.60)

 

  1. Sizin en hayırlılarınız, Kur’an-ı okuyan ve okutandır.İbn-i Mace, Camiu’s-Sağir(Hazinetül Esrar Sh.67)

 

  1. Ya Eba Hureyre! Kur’an-ı öğren ve öğret. Ölüm sana gelinceye kadar buna devam et. Bu halde bulunduğunda ölüm sana gelecek olursa, müminler Beytullah’ı tavaf ettiği gibi, meleklerde senin kabrine haccedeceklerdir. Şerh-i Şatibiyye (Hazinetül Esrar Sh.66)

 

 

  1. Kur’an kimi beni zikretmekten ve benden bir şey istemekten meşgul edip alıkoyarsa, dilekte bulunanlara verilenin en üstününü ona veririm. Hadisi Kudsi-Tirmizi(Hazinetül Esrar Sh.67)

 

  1. Kur’an-ı yüklenenler Allah’ın dostlarıdır. Onlara düşmanlık eden, Allah’a düşmanlık etmiştir. Onları dost edinen, Allah’ı dost edinmiştir. Buhari, Firdevs, İbn-i Abbas(R.A) (Hazinetül Esrar Sh.83)

 

  1. Kur’an-ı taşıyan(kalbinde ve kafasında ona muhafaza eden), İslam sancağını taşıyandır. Ona ikramda bulunan Allah’a saygı göstermiş olur; ona ihanet eden, Allah’a ihanet etmiş olur. Allah’ın laneti böylesine olsun. Firdevs, (Hazinetül Esrar Sh.83)

 

  1. Kur’an-ı kalbinde, hafızasında taşıyanlar, kıyamet günü Cennet ehlinin başı ve ileri gelenleridir. Taberani (Hazinetül Esrar Sh.83)

 

 

  1. Ümmetimin en şereflileri ve ileri gelenleri, Kur’an-ı kalbinde, hafızasında taşıyanlardır. İbn-i Abbas(R.A) (Hazinetül Esrar )

 

  1. Kur’an-ı kalbinde, hafızasında taşıyanlar, Allah’ın sunduğu gölgeden başka hiçbir gölgenin bulunmadığı günde Allah’ın gölgesindedirler. Deylemi, Hz.Ali (R.A)(Hazinetül Esrar Sh.214)

 

 

  1. Kur’an-ı okuyunuz. Çünkü o kıyamet günü kendi dost ve yaranına şefaatçi olarak gelir. Sahih-i Müslim(Hazinetül Esrar Sh.206)

 

  1. Evlerinizi namaz kılmak ve Kur’an okumakla nurlandırınız. Beyhaki(Hazinetül Esrar Sh.83)

 

  1. Her sofra hazırlayan kimse sofrasına gelinmesini ister. Allah’ın(manevi) sofrası ise Kur’an’dır. O halde bu sofrayı terk etmeyin. Beyhaki(Hazinetül Esrar)

 

  1. Kur’an okuyan bunamaz. El-Manevi, İbn-i Asakir (Hazinetül Esrar Sh.217)

 

  1. Kim Kur’an-a dosdoğru uyarsa, Kur’an onu sapıklıktan kurtarıp doğru yola eriştirir ve kıyamet günü onu kötü bir hesaptan korur. Taberani (Hazinetül Esrar Sh.214)

 

  1. İçinde Kur’an okunan ev, gök ehline pırıl pırıl ışık saçar; nasıl ki yıldızlar ışık saçarsa….  Beyhaki (Hazinetül Esrar )

 

  1. İçinde Kur’an okunan evin hayrı çoğalır. İçinde Kur’an okunmayan evin ise hayrı azalır. Bezzar (Hazinetül Esrar )

 

  1. Kim Kur’an okur, ezberler de Mushaf’a bakmadan tilavet eder, aynı zamanda Kur’an’ın helal kıldığına helal, haram kıldığını haram sayarsa, Allah onu bu sebeple Cennete koyar; onun hanedanından cehennem azabını hak etmiş on kimseye de şefaatte bulunma yetkisi verir. Tefsir-i Kurtubi, el-Hasen (Hazinetül Esrar )

 

  1. Devanın en hayırlısı, Kur’an’dır. İbn-i Mace-Hz.Ali(R.A) (Hazinetül Esrar Sh.231)

 

  1. Ümmetimin sevapları  – kişinin camiden çıkardığı hurma tohumu da olmak üzere –  bana arz olundu. Ayrıca ümmetimin günahları da bana arz olundu. Kendisine Kur’an’dan bir sure veya ayet verildikten ya da onu öğrendikten sonra unutan kimsenin günahından daha büyüğünü görmedim. Ebu Davud, Tirmizi (Hazinetül Esrar Sh.216)

 

  1. Kur’an-ı aşikar okuyan, aşikar sadaka veren gibidir. Kur’an-ı gizli okuyan sadakayı gizli veren gibidir. Mesabih (Hazinetül Esrar Sh.24)

 

  1. Mümin, Kur’an-ı Kerim’i hatmettiği zaman, altmış bin melek onun için Cenab-ı Hakk’tan mağfiret talep eder. Deylemi, Müsnedü-l Firdevs (Fazilet Takvimi)

 

 

 

 

4/3/2009

HESAP VERME

     
Ömer (r.a.) hazretleri, şehid olmasından on iki sene sonra rüya’da görüldü. Etrafını meshediyor ve şöyle diyordu:

Şu ana kadar hesap görüyordum. Kırık bir köprünün üzerinde suya düşen bir keçi yavrusundan dolayı yazılan hesabı görüyordum ve münakaşa olunuyordum. Lakin Allahü Teala hazretleri, beni, bir sabi çocuktan satın alıp serbest bıraktığım bir serçe kuşundan dolayı bağışladı… Ruhu’l Beyan Türcümesi cilt 15 Sahife 757

********************************************************
Asli vazifelerimizi yapmadığımız halde hesap nasıl olur, acaba imanımızı kurtarabilir miyiz? Yukarıda anlatılan İslamın dört halifesinden biri. Demekki hiç bir ameli küçük görmememiz gerekir. Bağışlanma ve Cennet sadece amellerle değil, bahanelerle de oluyormuş.

3/3/2009

HESAP VERMEK

           

            Bir baba oğluna buyurdu:

            -“Oğlum! Bu gün insanlarla ne konuşur ve insanlardan ne işitirsen; ya da kimin hangi amelini görür, sen ne yapar, hangi şeyle meşgul olursan; bütün davranışlarını, işlerini, sözlerini ve düşüncelerini akşamleyin gel bana söyle!” dedi.

 

            Oğlu akşam namazına kadar o günkü bütün konuşma, hal, hareket, davranışlarını ve bütün amellerini ve halktan görüp işittiklerini babasına bir bir anlattı.

 

            Babası oğluna:

            -“İşte böyle oğlum! Bundan itibaren her gün söylediklerini, yaptıklarını, gördüklerini, işittiklerini ve bütün amellerini; akşamleyin gel bana anlat!” dedi.

 

            Birkaç gün böyle devam edince; bir gün oğul, babasına;

            -“Ey babacığım! Benden her ne iş istersen iste, bana asla zor ve meşakkat vermez! O işleri zahmet ve meşakkatle de olsa çeker, yaparım. Ama günlük yaptıklarımı gelip; sana anlatmamı sakın bir daha bana emretme! Yani böylece her gün yaptıklarımı, söylediklerimi ve işitip gördüklerimi benden sana anlatmamı isteme! Evet bunlar kolay işlerdir. Ama sen benden zor, zahmetli ve meşakkatli işler iste onları yapayım! Bu huyunu terk et” dedi.

 

            Bunun üzerine baba:

           

            -“Ey oğlum! Ben senden bu işi sana; aklını kullanman için verdim. Aklına başına devşir! Akıllı ol! Yarın Allahü Teala hazretlerine hesap vereceğinden gafil olma!

 

            Sen bir günlük yaptılarını, söylediklerini, görüp işittiklerinin hesabını, babana vermeye güç yetiremiyorsun; bütün bir ömrün hesabını, Allahü Teala hazretlerine nasıl vereceksin? Bir kere tefekkür et! İyice düşün ona göre işini tut!” dedi.

                                                                                                                                                                                              Ruhu’l Beyan Türcümesi cilt 15 Sahife 208

           

***************************************************************************                   

 

Geçen gün, hafta, ay, yıl ve ömrümüzü nasıl geçirdiğimizin muhasebesini yapabiliyor muyuz? Yoksa geçmişi unutuyor muyuz? Fakat bizler unutsak ölünceye kadar amel defterini sağımızdaki ve solumuzdaki melekler yazıyor.

16/2/2009

İNŞAALLAH

Kalender meşrepli bir zat;

 

-“Yarın yağmur olursa; değirmene gideceğim; eğer hava iyi olursa çifte gideceğim!” dedi. Hanımı kendisine;

-“İnşaalllah!” de,” dedi. O:

-“Kafasız karı! Bunun inşallah-maşallahı mı? Var. Hava ya yağmurlu olur! Veya yağmurlu olmaz! Eğer yağmurlu olursa değirmene giderim; yağmursuz olursa çifte giderim!” Hanımı:

-“Olsun yine de sen inşallah de! Üçüncü bir şey de olabilir!” adam hanımına bağırdı çağırdı;

-“Bunun üçüncü hali olur mu?” diye kızdı.

Sabah’ın ilk şafaklarında evinin kapısı hızlı hızlı çalındı. Kapıyı açtı. Kapıda iki atlı! Atlılar;

-“Falanca köyün yolu nerede” diye sordu. Adam tarif etti. Atlılar kızdılar. Adama bir kamçı indirdiler.

-“Düş önümüze!” dediler.

Onu götürüp, ta yatsı vaktine kadar köy-köy gezdirdiler….Yatsı vaktinden sonra adam evine geldi. Evin kapısını çaldı; hanımı sordu:

-“Kim o?” adam:

-“İnşallah benim!... Aç hanım aç! İnşallah benim! İnşallah…. İnşallah….” Diye mırıldanıyordu.

 Ruhu’l Beyan Tercümesi Cilt 15 Sh.674.

 

**********************************************************************************

 

Bu hikayeden şunu anlamamız gerekir. Kulların işlerinin hepsi Allahü Teala hazretlerinin dilemesine bağlıdır. Allahü Teala hazretleri:

-“Fakat o alemlerin rabbi Allah dilemeyince, siz dilemezsiniz” Et-Tekvir Suresi Ayet 29

 

Peygamber Efendimiz bir Hadis-i Şeriflerinde:

-“Bir kişinin bütün sözlerinde “inşaallah” diyerek istisna yapması;(inşallah demek) onun imanının kemalindendendir….” Camiu’s-Sağir:2486

 

 

22/1/2009

İMANI İSLAH EDEN HALLER

 

            Allahü Teala hazretleri buyurdu:

 

            -“Ve muhakkak ki kullarımdan bazıları vardır; onun imanını ancak zenginlik ıslah eder. Eğer onu fakir kılarsam; elbette onu bozmuş olurum.

            Ve kullarımdan bazıları vardır. Onun imanını ancak fakr-u zaruret ıslah eder. Eğer onu zengin kılmış olsam; elbette bunu bozmuş olurum.

            Ve kullarımdan bazıları vardır. O kimsenin imanını ancak sıhhat ıslah eder. Eğer onu hasta edersem; hastalık onu bozar.

            Kullarımdan bazıları vardır ki, bunların imanlarını ancak hastalık ıslah eder. Eğer ona sıhhat verirsem; bu sıhhat onu bozar.

            Ben kullarımın işlerini ilmimle tedbir ettim.

            Ve ben kullarımın kalblerini de biliyor ve haberdarım…”

Bu Hadis-i Kudsi’yi Enes(r.a) hazretleri rivayet etti. “Bahru’l Ulum” da olduğu gibi.

 

                                                                       Kaynak: Ruhu’l Beyan Tefsiri Cilt 15 Sh.267

22/1/2009

KURBAĞANIN ZİKRİ

 

            Bir defasında, Davud Aleyhisselam:

            -“Bu gece Allahü Teala hazretlerini öyle tesbih edeceğim ki, mahlukatından hiçbir kimse; onu bu şekilde tesbih etmemiştir!” dedi.

 

            Bunun üzerine evinin(bahçesindeki) suyun içinde olan bir kurbağa kendisine seslendi:

 

            -“Ey Davud! Sen Allahü Teala hazretlerini çok tesbih etmekle övünüyor musun? Tam yetmiş senedir; Allahü Teala hazretlerini zikrediyorum. Allah’ın zikrinden dilim kurumadı. Ve bu on gecedir de şu iki kelimeyle meşgul olmaktan hiçbir şey yemedim ve içmedim.”  Davud Aleyhisselam:

 

            -“O iki kelime nedir?”  diye sordu. Kurbağa:

            Şunlardır dedi:

 

            -“Ey her bir lisan ile tesbih olunan! Ve her bir mekanda zikir olunan(Rabbim seni noksan sıfatlardan tesbih ve tenzih ederim)…”

 

            Bunun üzerine Davud Aleyhisselam kendi içinde;

            -“Ben bundan daha beliğ bir söz söyleyemem! Dedi.

 

                                                                                  Ruhu’l-Beyan Tefsiri Cilt 15 Sh.331

5/1/2009

NİMETİ İDRAK EDEBİLMEK

 

Hz. İsa(a.s.), bir ağacın altında dua eden birini görmüştü. Dikkatlice baktığında adamın kötürüm olduğunu anladı. İki gözü de görmüyordu. Vücudunda ise baras(alaca) hastalığı olduğu anlaşılıyordu. Fakat bütün bunlara rağmen ellerini kaldırmış mutluluktan uçacakmış gibi dua ediyordu: “Ey nice zenginlere vermediği nimet bana ikram eden Rabbim! Sana ağaçların yaprakları sayısınca şükürler olsun…”

 

            Hz. İsa(a.s) kötürüm adama yaklaştı: “Ayağın yürümüyor, gözün görmüyor. Bedenin de sıhhatli görünmüyor. Buna rağmen çoğu zenginlere verilmeyen nimetlerin sana verildiğini düşünmekte, bunun içinde büyük bir mutlulukla şükretmektesin. Hangi nimettir. Nice zenginlere verilmediği halde verilen?  Adam :

 

 “Efendi! Allah bana öyle bir kalp vermiş ki , O’nu tanıyorum. Öyle de bir dil vermiş ki, o dille de O’na şükrediyorum, halbuki, dünyanın serveti elinde olan nice zenginler vardır ki kalbinde O’nu tanıma sevinci, dilinde de O’na şükretme mutluğu yoktur. Ama gel gör ki, ayakları topal, gözleri kör, bedeninde hastalıklar bulunan bu kötürüm adam Rabbi, bu nimeti fark etmeyi nasip eylemiş. İşte bunu düşününce tutamıyor da: “Nice zenginlere vermediği nimeti bana veren Rabbim sana ağaçların yaprakları sayısınca şükürler olsun!” diye teşekkürden kendimi alamıyorum.

 

            Hz. İsa(a.s) elinden tutar, gözlerinden öper:

 Peygamberin mübarek dudaklarının değdiği gözler mucize olarak anında açılır. Karşısındakinin İsa(a.s) olduğunu görünce heyecanlanan adam; “Sen, şu ölüleri dirilten, hastalara şifalar bahşeden mucizelerin sahibi peygamber değil misin? der. “Belli olmuyor mu?” deyince;  Gözlerimden belli oluyor da ayaklarımdan henüz belli değil” der. Tebessüm eder. H.İsa(a.s) : “Sen hele bir ayağa kalmayım dene!” deyince silkinen kötürüm adam dimdik ayağa kalkar.

Ayakları üzerine dikilebildiğini anlayınca söylediği ilk sözü şu olur. “Ey Allah’ın Nebisi, sende ki bu mucizeler de ondan(Allah’dan) değil mi? Öyle ise izin ver de geç kalmayayım, O’na bir şükredeyim” diyerek hemen yere iner, başını secdeye koyarak: “Rabbim! Seni tanıyan bir kalple, şükreden bir dil nimetinin şükrünü etmekten acizken, şimdi gören bir çift gözle, yürüyen iki de ayak lütfettin. Artık bilemiyorum nasıl şükretmem gerekir bu eşsiz nimetler karşısında?”  Kaynak : Fazilet Takvimi 11/04/2005

18/11/2008

SALAVAT-I ŞERİFE GETİRMENİN FAYDALARI

                                                          

            Hz. Peygamber Efendimiz(s.a.v.) buyurdular ki:

            Bir gün bana Cenab-ı Hakk’ın dört büyük meleği Cebrail, Mikail, İsrafil ve Azrail(aleyhimüsselam) geldiler.

            Cebrail (a.s) bana dedi ki: “Ya Rasulallah! Senin ümmetinden bir kimse sana günde on defa salavat okursa yarın kıyamet gününde ben onun elinden tutar, sıratı kuşlar gibi geçiririm.”

            Mikail (a.s) de dedi ki: “Ben o kula senin Kevser havuzundan kana kana içiririm.”

            İsrafil (a.s) de dedi ki: “Ya Rasulallah! O kulun affı için başımı secdeye koyarım, Allahü Teala onu affetmedikçe başımı secdeden kaldırmam.”

            Azrail (a.s) de dedi ki: “Ya Rasulallah! Sana günde on defa salavat edenin ruhunu Peygamberlerin ruhunu kabz eder gibi kabzederim.” dediler.

            Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (s.a.v): “Bu ne büyük lütuf ya Rabbi! Bu ne büyük ihsan Allah’ım!” buyurdular.

            Salavat-ı şerife getirmenin diğer faziletlerinden:

  1. Salavat, Allahü Teala’nın(mealen) “Allah ve melekleri Peygamber’e hep salat ederler. Ey iman edenler! Siz de ona çokça salat edin ve tam bir teslimiyetle selam verin” (Ahzab suresi, ayet 56) emrine itaattir.
  2. Salavat, günahların affedilmesine vesiledir.
  3. Peygamber Efendimiz’e (s.a.v) yakın olmanın en güzel ve en kolay yoludur.
  4. Rasulullah (s.a.v), kendisine salat okuyana mukabelede bulunur.
  5. Her salat getirenin ismi Peygamber Efendimiz’e (s.a.v) arz edilir.
  6. Salat-ü selam okuyan kimse, Allahü Teala ve Rasulü’nün muhabbetini diğer muhabbetlere  tercih etmiş olduğu için, onun ahlakıyla ahlaklanır.
  7. Allahü Teala’nın rahmetinin inmesine vesiledir.
  8. Salavat, unutulan şeyin hatırlanmasına sebep olur.
  9. Salavat duaların kabulüne vesiledir.
  10. Salavat, kıyametin o zor gününde arşın gölgesinde gölgelenmeye vesiledir.

6/11/2008

AKŞEMSEDDİN(K.S.) HAZRETLERİNİN NASİHATLERİNDEN

 

  • Ey Oğul! Her işe besmele ile başla.
  • Daima abdestli ve temiz ol.
  • Namazlarında tembellik etme. Kaza ve kaderin Haktan olduğunu bil. Sana ulaşan nimete şükret, belaya sabret; sakın Allahü Teala’ya isyan eyleme.
  • Kimseden incinerek sitem etme ve kimse de senden incinmesin. Kimsenin kalbini viran eylem(yıkma).
  • Kardeşine ulaşan nimete asla haset etme.
  • Kimseyi kötüleme, yalan ve iftiradan sakın. Kardeşinin kusurlarını görme.
  • Ananı ve babanı duadan ihmal etme. Senden büyük kimsenin önünden yürüme.
  • Yalnız sefere çıkma.
  • Çok uyumak hastalığa sebeptir.
  • Geceler uyanık ol(namaz ve zikirle meşgul ol), seher vakitlerinde Kur’an-ı Kerim oku. Gece, gündüz Allahü Teala’ya dua ve ilticada bulun.
  • Allahü Teala’ya daima hamd et, azabından kork. Hep salih kimselerle otur.
  • Dünya sultanlarının iltifatıyla sevinme. Dünyanın geçici sevinci  seni oyalamasın.
  • İhsan ve ikramın bol olsun, sadakayı ihmal etme.
  • Sırlarını ifşa eyleme.
  • Kendini başkalarına medh eyleme.
  • Bugünden yarının tasasını çekme.
  • Na-mahreme sakın bakma, gaflet verir.
  • Sofradan düşeni yemek, zenginliğe sebeptir.
  • Daima edepli ol; ikram ettiğine de mütevazi ol.
  • Dişini tırnağınla kurcalama.
  • Elbiseni üzerinde iken dikme.
  • Allahü Teala’ya isyandan sakın ki, hafızan ve zekan artsın.
  • Sahipsiz mala elini uzatma.
  • Ölümü aklından hiç çıkarma.

GÜNÜN HADİS-İ ŞERİFİ

 

Arkadaşlarım

Tavsiye Siteler

Blogcu ile yapıldı
www.ihya.org
Popüler Siteler PageRank
www.ihya.org
islami Siteler islamiHit.com Toplist100