Aşura Günü Oruç Tutmak

2015-10-21 23:32:00
Aşura Günü Oruç Tutmak |  görsel 1

Devamı

Fotoğraf

2015-05-27 23:32:00
Fotoğraf |  görsel 1

Dûa Etmek, Duaların Karşılığı tıklayınız... Devamı

Namazı Geç Kılanlara………………

2014-10-16 09:15:00

  Anneannesinin sözleri yankılandı kulaklarında: “Oğlum namaz hiç bu vakte bırakılır mı?” Anneannesinin yaşı yetmişe dayanmış, ama ezan okunduğu vakit yerinden sıçrar, yaşından beklenmeyecek bir hızla abdestini alır ve namazını kılardı. Kendisi ise,nefsini bir türlü yenemiyordu. Ne oluyorsa, hep… namaz son dakikalara kalıyor, bu sebeple namazını alelacele eda ediyordu. Bunu düşünerek kalktı yerinden, gözü saate kaydı. Yatsı ezanının okunmasına on beş dakika kalmıştı. Başını her iki yöne pişmanlıkla sallayarak, “Yine geciktirdim namazı.” dedi kendi kendine. Kıvrak hareketlerle abdestini aldı ve daha elini yüzünü tam kurulamadan kendisini odasına attı. Mecburen, hızlı hareketlerle namazı eda etti. Tesbihatını yaparken anneannesini düşünmeden edemedi. “Bu halimi görse, tatlı-sert kızardı yine bana.” dedi. Çok seviyordu onu …Hele öyle bir namaz kılışı vardı ki, onu hep bir gökkuşağı hayranlığıyla seyrederdi. Namazda öyle bir mahviyeti vardı ki… hicabından renkten renge girerdi. O gün akşama kadar derse girmişti. Müthiş bir ağırlık vardı üzerinde. Duasını yaparken, başını ellerinin arasına alıp secdeye durdu. Namazdan sonra bir süre bu şekil tefekkür etmeyi severdi. Gözleri kapanır gibi oldu. “Ne kadar da yorulmuşum.” dedi. Daldı gitti öylece…. Kıyamet kopmuştu. Mahşeri bir kalabalık vardı. Her yön insanlarla doluydu. Kimi dona kalmış, hareketsiz bir şekilde etrafı izliyor; Kimi sağa sola koşturuyor, kimisi de diz çökmüş, başı ellerinin arasında bekliyordu. Yüreği yerinden fırlayacak gibi atıyor, adeta kafesinden kurtulmaya çalışıyor,soğuk soğuk terler döküyordu. Hayattayken kıyamet, sorgu sual ve mizan hakkında çok şey duymuş ve ahiret hayatı adına bu kavramlar kendisi i&c... Devamı

Yılan Yutan Adam

2014-09-18 07:21:00

Atına binmiş gitmekte olan bir bey, uyumakta olan adamın ağzından içeri yılanın girdiğini gördü. Yetişip müdahale etmek istediyse de başarılı olamadı. Yılan uyuyan adamın ağzından içeri kaçtı. Akıllı biri olan bey, uyuyan adama birkaç topuz darbesi vurdu. Adamı yakınlarda bulunan elma ağaçlarının altına kadar kovaladı. Ağaçların altında çürük elmalar vardı. Bey çürük elmaları yemesi için adama baskı yaptı. Zorla çürük elmaları yiyen adam bir yandan da, ”Yahu, ben sana ne yaptım? Zulmünün sebebi nedir? Canıma kastın varsa, vur öldür, ama işkence yapma” diye söyleniyordu. Bey, ”Bunları yedikten sonra koşmaya başlayacaksın” dedi. Uykusuzluğun ve yorgunluğun üzerine, karnı tıka basa dolan adam, yakıcı güneşin altında beye lânetler okuyarak koşuyordu. Sonunda adamın midesi bulandı, safrası kabardı. Kusmaya başladı. Bütün yediklerini çıkardı. Çıkardıkları arasında kocaman siyah yılanı görünce, beyin kendisine niçin böyle davrandığını anladı. Yaptığı beddualardan pişman oldu. Beyden özür diledi. Bilgisizliğini bağışlamasını istedi. ”Niçin yaptığını söyleseydiniz size hakaret etmezdim” dedi. Bey, ”Midene yılan girdiğini söyleseydim, ne elma yemeye ne koşmaya ne de kusmaya gücün kalırdı. Korkudan ölürdün” dedi. Yılandan kurtulan adam, beye dualar ederek yanından ayrıldı. *** Peygamber Efendimiz, ”İki kaşının arasında bulunan nefsin, senin en büyük düşmanındır” buyurmuştur. İnsanın içine çöreklenmiş olan nefis yılanından kurtulmak, Allah dostlarının terbiyesiyle mümkündür. Bu terbiye sırasında, bazı sıkıntılara ve zorluklara katlanılır. Nefsin hakikatini bilen evliyaullah, Alla... Devamı

Allah’ın(c.c.) Dostları ve Düşmanları Kimlerdir?

2014-05-29 10:23:00
Allah’ın(c.c.) Dostları ve Düşmanları Kimlerdir? |  görsel 1

Kur’an-ı Kerimle İlgili Ayeti Kerimeler tıklayınız. Kur’an-ı Kerimle İlgili Hadis-i Şerifler tıklayınız. Kur’an-ı Kerim Okumanın Fazileti Hakkında Hikaye için tıklayınız Kur’an-ı Kerim Okumanın Fazileti Hakkında Hikaye için( Kur’an Okuyan Âmâ) tıklayınız Kur’an-ı Kerim Fazileti hakkında daha detaylı bilgi için tıklayınız   Devamı

KUR’AN-I KERİM’İ ÖĞRENMENİN FAZİLETİ

2014-05-29 10:19:00
KUR’AN-I KERİM’İ ÖĞRENMENİN FAZİLETİ |  görsel 1

Kur’an-ı Kerimle İlgili Ayeti Kerimeler tıklayınız. Kur’an-ı Kerimle İlgili Hadis-i Şerifler tıklayınız. Kur’an-ı Kerim Okumanın Fazileti Hakkında Hikaye için tıklayınız Kur’an-ı Kerim Okumanın Fazileti Hakkında Hikaye için( Kur’an Okuyan Âmâ) tıklayınız Kur’an-ı Kerim Fazileti hakkında daha detaylı bilgi için tıklayınız Devamı

ASIL İFLAS

2014-05-19 01:45:00

 Bir gün Ashab, Peygamber Efendimizle otururlarken Efendimiz SAV onlara: “Müflis ( iflas eden kişi ) kimdir, biliyor musunuz?” diye sordu. Ashab: “Bizim aramızda müflis parası ve malı olmayan kimsedir” dediler. Rasülullah SAV onlara: “Şüphesiz ki ümmetimin müflisi kıyamet günü namaz oruç ve zekât sevabı ile gelip fakat şuna sövüp, buna zina isnat ve iftirası yapıp şunun malını yiyip bunun kanını döküp şunu döven bu sebeble iyiliklerinin sevabı şuna buna verilen ve üzerindeki kul hakları bitmeden sevapları biten ve hak sahiplerinin günahları kendisine yükletilip sonra da cehenneme atılan kimsedir” (Müslim) buyurdular. *** HAMAL’IN İP VE KÜFE HESABI TIKLAYINIZ…. Devamı

EY İNSAN!

2014-04-23 08:49:00
EY İNSAN! |  görsel 1

EY İNSAN!              Ey İnsan! “Sana yazıklar olsun! Eğer Allahü Teala görmüyor diye günaha dalıyorsan bu büyük küfür! Eğer Allah’ın gördüğünü bilerek işliyorsan büyük edepsizliktir” diye nefsine sitem ederek uyarman icap eder. Halbuki, yakınlarından biri sana saygısızlık edince gücenip kızıyorsun da, Allah’a karşı yaptığın küstahlığın neticesini düşünmüyorsun. Onun azabının ağırlığını bir saat güneşte veya hamamda kalmak veya bir yerini ateşe değdirmekle anlaman mümkündür. devamı için tıklayınız…. Devamı

Ana Babaya İyilik Hakkında Hikaye ve Hadis-i Şerifler

2014-03-12 08:12:00

Kur’an-ı Kerim’de ana-baba hakkından bahseden bir sure var. En uzun sure, Bakara suresidir. Bu sure’nin Türkçesi  af edersiniz  “inek suresidir.”  Semavi kitapların en faziletlisi  Kur-an’ı Kerim, bunun da en uzun suresi de Bakara suresidir.  Bu surede anlatılan bir hadise var.  devamı için tıklayınız... Devamı

.

2013-12-01 00:52:00

Devamı

Eskiden kadınlar neden geriden giderdi?

2013-12-01 00:49:00

  Anadoluda baba -oğul arası neden soğuktur? Kadınlar Neden geriden yürür? Kur’an’da evladıyla diyalogu anlatılan bütün peygamberler :     -Ya büneyye” “Oğulcuğum, yavrucuğum, canım oğlum!” ifadesiyle söze başlıyor.     -Ya büneyye= yavrucuğum!” ifadesi, Anadolu’da adeta unutulmuş.           Anadolu’da yaygın olan, babaların evlatlarına soğuk davranmasının sebebini merak ederdim hep.     Hem yüce kitabımızdaki uslup, hem Peygamber Efendimiz (aleyhisselamın) çocuklarla kurduğu “Sevgi ve ilgi” anlayışlı dil, kaybolmuş ve yerine :     Çocuklarına hiç yüz vermeyen, onlara sevgilerini göstermeyen bir dil hakim olmuştur.     En klasik savunma da,     -Biz de babamızdan böyle gördük!” savunmasıydı.     Evet, doğru söylüyorlar. Onlar da babalarından öyle gördüler.. Ama niçin?     Bu tavrı, (yazık ki) Osmanlı döneminden kalma bir alışkanlık, bir gelenek olarak devam eden bir davranış biçimi olduğunu sananlar da var.     -Kendi babasının yanında, evladını sevmeyi ayıp sayma” geleneğimizden bahsediyorum.     Kendi oğluna,     -Oğlum, Evladım!” demeyen babaların tavrından bahsediyorum.     Hanımlarını, birkaç metre geriden yürütmeyi, HAYAT biçimi haline getirme geleneğimizden bahsediyorum.     Babaların evlatlarına mesafeli davranma sebebini öğrenince:     -Bu nasıl bir zarafet, bu nasıl bir gaflet!” dedim içimden.     “Gerçeği yanlış kavrama cehaleti yüz&... Devamı

“KABUL OLUNAN DUANIN MEYVESİ!”

2013-11-24 21:32:00

Remzi ihtiyar bir adamdı. Fakat o çok mutlu ve huzurlu bir ihtiyardı. Bu mutlu ihtiyar mutluluğunu ve huzurunu her zaman her yerde dile getiriyordu ve Allah’a sonsuz şükürler ediyordu. Bir oğlu vardı. Ve tüm olumsuzluklara rağmen onu en iyi bir şekilde yetiştirmeye Kuran ve sünnetle eğitmeye çalışmıştı. Kendisi yetim büyümüş, bir çok yavrusunuda küçük yasta kaybetmesine rağmen bu ihtiyarin gözlerinden fışkıran mutluluk ve huzuruna millet akıl sır erdiremiyordu. Onun için ona sormadan edemiyorlardı. - Siz neden bu kadar mutlu ve huzurlusunuz? O bu soruya söyle cevap verirdi: – Ey dostlarım! Ben mutlu olmayayım da kim olsun? Allah’u Teâlâ’ya sonsuz şükürler olsun,benim acizane yaptığım duamı kabul buyurmuştur! Soruyu soranlar bu cevapla daha da şaşırır soru yağmurlarına devam ederlerdi: – Siz nasıl bir dua ettiniz? Hangi duanız kabul edildi? O dudaklarında gülümseme yüzünde huzur baslardı konuşmaya: – Sizde biliyorsunuz ki ben yetim büyüdüm! Büyük zorluk ve meşakkatlerle büyüdüm! Evlenme girdiğimde Allah’u Teâlâ bana güzel bir Müslüman olan eşimi nasip etti! Ve bizlere evlatlar bağışladı fakat onlar fazla yaşamıyor ve bu dünyadan ayrılıyorlardı. O esnada sözünü kesip: - Sen hiç üzülmüyor muydun? Diye soruyorlardı. – Yooo! Hic üzülmüyordum! – Nasıl? – Dostlarım! İşte sizin ilk sorunuzun cevabının sırrı burada! Ben Allah ve peygamberini bilmeyen, anne ve babasını saymayan çok çocuk gördüm. Onlar büyüklerine saygı küçüklerine sevgi göstermiyor, helal, haram nedir bilmiyorlardı. Ben &... Devamı

Konuşan Eşek

2013-11-24 18:10:00

Akıl ve zekâdan nasibini alamamış bir adam, dünyada başka işi kalmamış gibi, eşeğine konuşma öğretmeye çalışıyordu. Bunun için senelerce uğraştı, ne çabalar sarfetti, eşek gibi inat etti ama başaramadı. Akıllı bir zat onunla karşılaştığında hâlâ aynı şeyle uğraştığını öğrenince şöyle dedi: “Bu işten vazgeç, insanların seni ayıplamasından kurtul. Hayvanlar senden konuşmayı öğrenemezler. Sen çalış da, bari onlardan sükûtu öğren.” (Sadi ŞİRAZÎ) Devamı

Konuşan Eşek

2013-11-24 18:07:00

Akıl ve zekâdan nasibini alamamış bir adam, dünyada başka işi kalmamış gibi, eşeğine konuşma öğretmeye çalışıyordu. Bunun için senelerce uğraştı, ne çabalar sarfetti, eşek gibi inat etti ama başaramadı. Akıllı bir zat onunla karşılaştığında hâlâ aynı şeyle uğraştığını öğrenince şöyle dedi: “Bu işten vazgeç, insanların seni ayıplamasından kurtul. Hayvanlar senden konuşmayı öğrenemezler. Sen çalış da, bari onlardan sükûtu öğren.” (Sadi ŞİRAZÎ) Devamı

HİZMETİN KARŞILIĞI

2013-11-24 17:58:00

Bayezid-i Bestamî Hazretlerinin bulunduğu bir ziyafette yemekten sonra herkesin önüne leğen ve ibrik getirildi. Fakat Bayezid-i Bestamî Hazretleri (k.s.) bir ihtiyara ibrik ve leğen getirilmediğini görünce derhal bir leğen ve ibrik getirip ihtiyarın ellerine su döker. Bir taraftan da, “Efendi! Sen gençliğinde kimseye, hususiyle ihtiyarlara hizmet etmemişmiydin ki şimdi sana da kimse hizmet etmiyor!” deyince ihtiyar: “Bilakis, pek çok hizmet ettim: İşte bu hizmetlerimin karşılığıdır ki, sizin gibi yüce bir zat ellerime su döküyor!…” der. http://gonullere.wordpress.com/2013/01/14/her-koyun-kendi-bacagindan-asilir-mi/ Devamı

Hz.Hüseyin(r.a) Efendimiz için yas tutmak, üzülmek doğru mudur?

2013-11-15 22:38:00

(Eshabım gökteki yıldızlar gibidir. Hangisine uyarsanız hidayete erersiniz. Eshabımın ihtilafı [farklı ictihadları] sizin için rahmettir.)[Taberani, Beyheki, İbni Asakir, Hatib, Deylemi, Darimi, İ. Münavi, İbni Adiy] *** Hz.Hüseyin Efendimiz Muharrem’in 10.günü çadırından çıkınca, karşısına bir ruhani( bir melek) zuhur ediyor. Heybetli, muazzam bir varlık. Hz.Hüseyin Efendimiz(r.a.): “Siz kimsiniz?” Ruhani(melek): “Ben kimim mi? Ben senin Muhterem Dedenin(Hz.Muhammed S.A.V.) hayatı boyunca emrinde ve hizmetinde olandım.Ondan sonra Rabbim beni senin babanın(Hz.Ali Kerremellahü veche) emrine verdi. Şimdi de senin emrine verdi. Senin hizmetindeyim, bana müsaade et, bana izin ver, ne istersen onu yapayım” diyor. Hz.Hüseyin Efendimiz: “Seni, Dedem hayatında hiç o dar günlerinde, o müşriklerin eza ve cefa ettikleri zamanda, Taif’e yaptığı seferde, taşladıkları zamanda, Bedir ve Uhud savaşlarında Dedem seni hiç kullandı mı? Senden imdat istedi mi?” Melek: “Hayır” diyor. Hz.Hüseyin Efendimiz: “Peki sevgili Babam” Melek: “O da hiçbir zaman” Hz.Hüseyin Efendimiz: “O halde ben de Allah’ıma gidiyorum.Müsaade et. Senden beklediğim hiçbir şey yoktur. Rabbimden bir emir aldıysan o müstesna. Benim kendiliğimden senden istediğim hiç bir şey yoktur. Ben şehadet şerbetini içmeye gidiyorum. Babamın gittiği makamlara, mevkilere gitmek istiyorum.” Buyurdular ve bir müddet sonra şehadet şerbetini içtiler. Bu esrarı ilahidir. Esrarı kaderdir. Bize hiçbir Eshabı nezih etmek, olayları tetkik etmek düşmez. Bu Müslümanlar için çok tehlikelidir. Bizim sevgimiz hepsinedir. Sonsuz saygı, hürmet ve tazim etmek gerekir. *** Muharrem-i Şerîf ayının onuncu g&uu... Devamı

MUHARREM AYI – AŞÛRÂ GÜNÜ

2013-11-05 23:32:00

MUHARREM AYI Tevbe Sûresi’nin, 36. âyet-i kerîmesinde; (meâlen) “Muhakkak ki; Allâhü Teâlâ katında ayların sayısı, Cenâb-ı Hakk’ın kitabında gökleri ve yeri yarattığı günden beri on ikidir. Bunlardan dördü haram olanlardır…” buyrulmuştur. Bu aylar Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Receb aylarıdır. Bunlara eşhuru hurum; (haram aylar) denilir. Bu aylarda yapılan isyanın günahı diğerlerinden daha şiddetli, ibadetin sevabı diğerlerinden daha kıymetli olduğundan öbür aylardan daha fazla hürmet edilmesi lâzım gelir. (Elmalılı tefsirinden) Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Muharrem ayından bir gün oruç tutan kimseye, bir gününe karşılık otuz günlük sevab vardır.” buyurmuştur. Bir başka hadîs-i şerîfte; “…Ramazan orucundan sonra oruçların en faziletlisi Muharrem ayında tutulan oruçtur.” buyrulmuştur. MUHARREMİN BİRİ İLE ONU ARASINDA KILINACAK NAMAZ Muharrem ayının 1’i ile 10’u arasında bir defa olmak üzere, 2 rek’atte bir selâm vererek 6 rek’at namaz kılınır. Bu namaz akşamla yatsı arasında kılınabileceği gibi, bu vakitte kılınamadığı takdirde yatsıdan sonra da kılınabilir. Namaza şöyle niyet edilir: “Niyet eyledim Yâ Rabbi senin rızâ-yı şerîfin için namaza. Herhangi bir komşumun ve din kardeşimin veyâ herhangi bir kimsenin bana hakkı geçmiş ise bu hakkın ödenmesi için.” Allâhü Ekber…  1. rek’atte: 1 Fâtiha-i Şerîfe, 1 Âyetü’l-Kürsî, 11 İhlâs-ı Şerîf.  2. rek’atte: 1 Fâtiha-i Şerîfe, 10 İhlâs-ı Şerîf.  3. rek’atte: 1 Fâtiha-i Şerîfe, 1 Elh... Devamı

EN FAZİLETLİ GÜN AREFE GÜNÜ

2013-10-07 21:30:00

“Allâhü Teâlâ’nın, kullarını Cehennem’den en çok âzâd ettiği gün Arefe günüdür.” (Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Müslim) Peygamber Efendimiz (s.a.v) buyurdular: “Allâh katında arefe gününden daha fazîletli hiçbir gün yoktur. Arefe gününde Allâhü Teâlâ rahmeti ile dünyâ semâsına tecellî eder, yer halkı ile gökteki meleklere karşı iftihar edip şöyle buyurur: ‘Kullarıma bakınız. Azâbımı görmedikleri hâlde rahmetimi umarak, uzak yoldan terli ve toz toprak içerisinde, saçları dağınık bir vaziyette bana geldiler. Kullarımın cehennem azâbından kurtulup bağışlanmaları en çok arefe gününde olur.’ “Şeytanın arefe gününden başka hiçbir günde daha zelîl, daha hakîr, daha küçük ve daha öfkeli görüldüğü olmamıştır. Bu, arefe gününde Allâh’ın rahmetinin inmesinden ve Allâh’ın günâhları bağışlamasındandır. Bir de Bedir Muhârebesi’nde böyle görülmüştür. Çünkü şeytan o zaman, Cebrâil Aleyhisselam’ı (düşmana karşı) melekleri saf yaparken görmüştü.” “Kim ki arefe gününde Allâh’tan dünyâ ve âhirete âit bir ihtiyacını isterse, Hz. Allâh onu yerine getirir.” Rasûlullâh Efendimiz (s.a.v.) arefe günü akşamı ümmeti için duâ ettiler. Allahu Teâlâ duâsını kabul edip: “Zulmederek başkasının hakkını alanlar hâriç bütün ümmetin affedildi. Muhakkak ben, mazlumun hakkını zâlimden alıcıyım.” buyurdu. ... Devamı

EN FAZİLETLİ GÜN AREFE GÜNÜ

2013-10-07 21:21:00

“Allâhü Teâlâ’nın, kullarını Cehennem’den en çok âzâd ettiği gün Arefe günüdür.” (Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Müslim) Peygamber Efendimiz (s.a.v) buyurdular: “Allâh katında arefe gününden daha fazîletli hiçbir gün yoktur. Arefe gününde Allâhü Teâlâ rahmeti ile dünyâ semâsına tecellî eder, yer halkı ile gökteki meleklere karşı iftihar edip şöyle buyurur: ‘Kullarıma bakınız. Azâbımı görmedikleri hâlde rahmetimi umarak, uzak yoldan terli ve toz toprak içerisinde, saçları dağınık bir vaziyette bana geldiler. Kullarımın cehennem azâbından kurtulup bağışlanmaları en çok arefe gününde olur.’ “Şeytanın arefe gününden başka hiçbir günde daha zelîl, daha hakîr, daha küçük ve daha öfkeli görüldüğü olmamıştır. Bu, arefe gününde Allâh’ın rahmetinin inmesinden ve Allâh’ın günâhları bağışlamasındandır. Bir de Bedir Muhârebesi’nde böyle görülmüştür. Çünkü şeytan o zaman, Cebrâil Aleyhisselam’ı (düşmana karşı) melekleri saf yaparken görmüştü.” “Kim ki arefe gününde Allâh’tan dünyâ ve âhirete âit bir ihtiyacını isterse, Hz. Allâh onu yerine getirir.” Rasûlullâh Efendimiz (s.a.v.) arefe günü akşamı ümmeti için duâ ettiler. Allahu Teâlâ duâsını kabul edip: “Zulmederek başkasının hakkını alanlar hâriç bütün ümmetin affedildi. Muhakkak ben, mazlumun hakkını zâlimden alıcıyım.” buyurdu. ... Devamı

MÜSLÜMAN AHLAKI NASIL OLMALI?

2013-10-04 22:32:00

Musa aleyhisselam Rabb’ına yalvarırken,der ki: -Aylardır yaptığımız yağmur duasını kabul buyurmuyorsun.Rabbim,neden ola ki? Cevap gelir kendisine: -İçinizde bir gammaz,gıybetçi var da ondan. Musa aleyisselam hemen sorar: -Rabbim,o adam kim ise bildir de onu hemen içimizden kovalayıp çıkaralım. Rabbimizin ikazı dolu cevabı ibretli olur. -Ya Musa,o gammazın kim olduğunu söylersem ben de gammazlık etmiş olmaz mıyım?Ben Azimüşşan “gammazları” ve “gammazlığı” asla sevmediğim halde onu ben nasıl yaparım?Şahıs aleyhinde bulunurum? Hazreti Musa mahcubiyetle başını aşağı eğerek,gıybetin,dedikodunun Allah yanındaki kötülüğünü düşünür. Bir müddet sonra yine vahy-i ilahi gelir: -Ya Musa,o”gammaz” ölüdü.Falan yerde cenazesi kalkacak git onun cenazesini kıldır. Günlerdir yaptıkları duaların reddine sebep olan gıybetçinin kim olduğunu merak eden Hazreti Musa,koşa koşa gider,bir de bakar ki,ortalıkta bir kaçtane cenaze beklemekte,bunların içinde gıybetçinin kim olduğu yine bilinmemektedir. Tekrar yalvaran Hazreti Musa: -Ya Rabbi,der.Bu kadar cenazenin içinde o gammazın kim olduğunu yine bilemedim. Bu defa yine ibretli cavabı alır: -Ya Musa.Benim bir sıfatımda “Settar”dır.Yani ayıpları örtücüdür.O gammaz kulumun ayıbını senin yanında örtmek için cenazelerin içinde kendisini sakladım.Boşuna araştırma,bulamazsın!Bulmayada mecbur değilsin! http://gonullere.wordpress.com/  ... Devamı

DİN NASIL FAYDALI OLUR?

2013-10-04 22:10:00

Dine pek inanmayan sabun imalatçısı , bir din adamına: -Sizin anlattığınız dinin dünyaya iyilik getirdiği görülmüyor. Dünya aradan geçen bunca yüz yıla rağmen hala kötü insanlarla dolu.. demişti. O sırada çamur içinde oynayan küçük bir çocuğun önünden geçiyorlardı. Din adamı dedi ki: -Sabunun da dünyaya pek fazla iyilik getirmediği anlaşılıyor. Zira dünyada hala pek çok pislik , pek çok pis insan var. Sabuncu itiraz etti: -Ama sabun kullanıldığı zaman faydalıdır. Din adamı taşı gediğine koydu: -Evet din de öyle. Uygulanırsa ve yaşanırsa dünyaya iyilik getirir. www.gonullere.wordpress.com Devamı

KURBAN

2013-10-02 22:29:00

Âlemlerin Rabb’i Allah’a hamdolsun.  Resûlüne, Âl ve Ashâb’ına salât ü selâm olsun KURBAN: Kulluk borcunu ödemek niyetiyle vakti içinde kurbanlık hayvanı kesmektir. Müslüman, hür, mukîm ve dînen zengin sayılan erkek ve kadına her sene kurban kesmek vâciptir. Kurbandan maksat, dünyada vâcip olan borcun ödenmesi, âhrette fazl-ı Îlâhî ile sevaba kavuşmaktır. Kurbanı diri olarak hayra vermek veya kurban yerine parasını sadaka vermek câiz değildir. Borcu ödenmez. * * * SEFERÎ İÇİN KURBAN Seferde olan kimseye kurban vâcip değildir. Seyâhate çıkıp da “Kurbanı falan yerde keserim,” diyenin kestiği kurban nâfile olur. münâsip olan, kurbanı oturduğu yerde kesmektir. Sonra dilediği yere gider. Hacılar da seferîdir. Hacc-ı Kıran ve hacc-ı temettû yapanların kurbanları vâcip olarak orada teşekküren kesilir. Diğer hacıların orada kesmesi, nâfile ve müstahap olur. KURBANDA NİSÂB Borcundan ve aslî ihtiyaçlarından fazla 20 miskal (96 gram 22 ayar) altın veya 200 dirhem (640 gram) gümüş veya bunların kıymetinde parası, ticâret malı olan kimseye kurban kesmek vâciptir. Kurban kesmek için bu servette nemâ (çoğalmak) ve üzerinden bir sene geçmek şart değildir. Bayramın üçüncü günü de nisâba mâlik olsa kurban kesmek vâcip olur. * * * ASLÎ İHTİYAÇLAR Oturacak ev ve döşemesine yetecek eşya. Binek, (hayvan, bisiklet, motosiklet, otomobil vb.) Bir adet silâh. İş elbisesi, günlük elbise ve bayramlık olmak üzere üç kat giyecek. Kendisine ve bakımı üzerine vâcip olan kimselere bir sen... Devamı

HAPİSHANEDE KILINAN NAMAZ

2013-08-30 22:48:00

Horasan vâlisi Abdullah bin Tâhir, çok âdil biriydi. Jandarmaları birkaç hırsız yakalamış, vâliye bildirmişlerdi. Getirilirken hırsızlardan birisi kaçtı. O sırada Hiratlı bir demirci, Nişapur’a gitmişti. Demirciyi, gece eve giderken, jandarmalar yakaladılar ve diğer zanlılarla beraber vâliye çıkardılar. Vâli dedi ki: - Hepsini hapsedin! Bir suçu olmayan demirci, hapishanede hemen abdest alıp, namaz kıldı. Ellerini uzatıp: ”Yâ Rabbi! Bir suçum olmadığını ancak sen biliyorsun. Beni bu zindandan ancak sen kurtarırsın!” diye duâ etti. Vâli uyurken rüyâsında dört kuvvetli kimse gelip, tahtını ters çevirecekleri zaman uykudan uyandı. Hemen kalkıp, abdest aldı, iki rek’at namaz kıldı. Tekrar uyudu. Tekrar o dört kimsenin tahtını yıkmak üzere olduğunu gördü ve uyandı. Kendisinde bir mazlumun âhı olduğunu anladı. Vâli hemen hapishane müdürünü çağırtıp sordu: - Acaba bu gece hapishanede mazlum birisi kalmış mı? Müdür dedi ki: - Bunu bilemem efendim. Yalnız biri namaz kılıyor, çok duâ ediyor göz yaşları döküyor. - Hemen adamı buraya getiriniz. Demirciyi vâlinin yanına getirdiler. Vâli hâlini sorup, durumu anladı, ve dedi ki: - Sizden özür.diliyorum.Hakkını helâl et ve şu bin gümüş hediyemi kabul et. Herhangi bir arzun olunca bana gel! Demirci de cevabında dedi ki: -Ben hakkımı helâl ettim. Verdiğiniz hediyeyi kabul ettim. Fakat işimi, dileğimi senden istemeye gelemem. - Neden gelemezsiniz? - Çünkü benim gibi bir fakir için, senin gibi bir sultanın tahtını birkaç defa tersine çevirten sâhibimi bırakıp da, dileklerimi başkasına söylemek kulluğa yakışır mı? Namazlardan sonra ettiğim duâlarla beni nice sıkı... Devamı

Sabır

2013-08-25 23:22:00

Zira sabır, belâ ve musibetlerin insanın başına geldiği ilk andadır. Rivayet olunduğu gibi: Efendimiz (s.a.v.) hazretleri, bir kadına uğradı. O kadın, ölmüş olan çocuğu için ağlıyordu. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri ona; -”Allah’tan kork! Ve sabret!” buyurdu. Kadın; -”Bana isabet eden belâ ve musibetlerden sana ne?” dedi. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri gittiğinde, ona; -”(Ne yaptın?) O Efendimiz (s.a.v.) hazretleriydi!” Bunun üzerine kadın, çocuğunun ölümünün musibetinden daha fazla üzüldü. Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinden özür dilemek için; onun kapısına geldi. (Kadın geldi; Efendimiz s.a.v. hazretlerinin kapılarının önünde hiçbir kapıcı bulamadı..)  Kadın Efendimiz (s.a.v.) hazretlerine; -”Ya Resûlallah! Ben sizi tanıyamadım!” dedi. Bunun üzerine Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular: -”Muhakkak ki sabır (belâ’nın) ilk hücumu anındadır…”  Yani, üzerine ecir ve sevap alınan sabır, musibetin başına gelmesinin ilk anında yapılan sabırdır…. Zira musibet ve belâların üzerine günler geçtikçe ve zaman uzadıkça,  artık musibetlere sabretmek çok kolay olur…   İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri, Fatih Yayınevi: 9/736-737.  *** Belâ ve musibet ânında, feryad ve figan etmek sabırdan daha yorucudur. Hz.Ali (K.V.) Bela vaktinde sızlanmak, feryâd etmek, mihneti artırır. Hz.Ali (K.V.) mihnet;  sıkıntı, üzüntü. *** Sabır Hakkında Hikaye : Deli Hüseyin tıklayınız   ... Devamı

Zekat Neden Ramazan Ayında Verilir?

2013-07-22 20:31:00

Peygamber Efendimiz(S.A.V.), Selman-ı Pak(R.A) tarafından rivayet edilen  bir Hadis-i Şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır.  Rasülullah (s.a.v) Şaban ayının son gününde bir hitabede bulunarak şöyle konuştu: “Ey insanlar! Büyük (ve) mübarek bir ay, sizi gölgelemiş bulunuyor. Öyle (feyizli) bir ay ki, içinde bin aydan hayırlı bir gece bulunmaktadır. Öyle bir ay ki, Allah, onu orucunu farz; gecesin(in teravihin)e kalkmayı nafile (ibadet) kıldı. Kim hayırdan bir haslet ile (rıza-i ilâhiye) yaklaşacak olursa, diğer ayda bir farzı eda etmiş gibi olur. Kim o (ay) da bir farzı eda ederse, başka bir ayda yetmiş fariza eda etmiş gibi olur. O, (ibadete) sabır (ve sebat gösterme) ayıdır. Sabrın sevabı ise Cennettir. O, ihsan ayıdır. O, öyle bir aydır ki, içinde müminin rızkı arttırılır. Kim o ayda bir oruçluya iftar ettirirse, günahları için mağfiret ve ateşten kurtulması (nın vesilesi) olur. O (ziyafeti verdiği) kişinin ecrinden hiçbir şey noksanlaşmaksızın sevabın bir misli de kendisine (verilmiş) olur.”  ****  Hadis-i Şerif: “Benim ümmetim Ramazan ayında olanları bilselerdi; senenin tamamının Ramazan olmasını isterlerdi. Çünkü bu ayda dualar müstecab, sadakalar makbul, haseneler(in ecri) kat kat ve onlardan azap uzaklaştırılır. Onun için semavat ve arz Ramazan ayı çıktığı için ağlarlar.”  Zübdetül Vaizin Sh.31  **** Zekat vermenin herhangi bir zamanı olmamasına rağmen Ramazan ayında işlenen bir farzın diğer aylarda 70 farz eda etmiş gibi  ve makbul olacağından Zekat  Ramazan ayında verilmektedir.  ... Devamı

:) NASREDDİN HOCA FIKRASI : AFERİN GÖL KUŞLARI

2013-07-02 23:39:00

Nasreddin Hoca bir gün uzak bir yerden gelirken merkebi gayet susamış. Birden önünde gölü gören eşek hemen göle doğru koşmaya başlamış. Yüksek bir yerden inilen göle hızla ilerleyen eşek tam düşecek gibi iken göldeki kurbağalar ötmeye başlamış. Eşek de ürküp geriye kaçmış. Hoca eşeği tutup kurbağalara hitaben: “Aferin göl kuşları deyip göle üç para atarak varın bununla helva alın yiyin” demiş. ***  Bu fıkranın tasavvufi yorumu olarak “sizlere ve mallarınıza bir ziyan gelmezse Allah’a şükredin. Sadaka verip ihsan edin, zira vereceğiniz sadaka nice belaları ve kazaları defedip sizleri sûrî ve manevi tehlikeden kurtarıp ömrünüzü ve malınızın çok olmasına delalet eder” (1) denmistir. (1) -Fikret TÜRKMEN: Nasreddin Hoca Latifelerinin Serhi İzmir 1999. Diğer Fıkraları için tıklayınız.... ... Devamı

Her Koyun Kendi Bacağından Asılır mı?

2013-05-11 22:35:00

Behlül Dânâ Hazretleri, çarşıda, pazarda halk içinde dolaşırken insanlara nasihat eder, yanlış hareketlerden sakındırmak için onları ikaz ederdi. İkazları bazı insanların damarlarına dokunuyor, gururları inciniyordu. Bir gün, halka, doğru yolu göstermek için söylediği sözlerden rahatsız olanlar, Hârûn Reşîd’e gidip Behlül Dânâ Hazretlerini şikâyet ettiler: “Sultanım, bizim yaptıklarımızın ona ne zararı var? Bizi kendi hâlimize bıraksın. Bizi ikaz edip durmasın. Sonra her koyun kendi bacağından asılır.” Bu şikâyetler üzerine Hârûn Reşîd, Behlül Dânâ’yı çağırtıp halkın istediğini bildirdi. Behlül Dânâ hiç sesini çıkarmadan sarayı terk etti. Birkaç koyun alıp kesti, bacaklarından mahallenin köşe başlarına astı. Câhil insanlar, hikmetini anlayamadıkları, sırrını çözemedikleri söz ve hareketleri gördüğü birine hemen “deli” damgası vururlar. Behlül Dânâ’nın bu hareketini de anlayamayan halk gülerek şöyle dedi: “Deliden başka ne beklenir, yaptığı işler hep böyle zaten!” Aradan günler geçtikçe, asılan hayvanlar kokuyor, bundan ise bütün mahalle zarar görüyordu. Bozulan etlerin kokusundan durulmaz hâle gelince, aynı şahıslar, Hârûn Reşîd’e gidip durumu anlattılar: “Yâ Emîrü’l Mü’minîn! Behlül’ün astığı koyunların kokusundan duramıyoruz. Bizi çok rahatsız ediyor. Şuna söyleyin de, onları astığı yerden kaldırsın!” Hârûn Reşîd, Behlül’ün böyle bir hareketi neden yaptığını merak ediyordu. Hem halkın şikâyetini bildirmek, hem de böy... Devamı