Google
« Önceki | Sonraki »

5/1/2008

"BENİM MÜSLÜMAN OLMAYANLARDAN FARKIM NE!.."

Bir muallim başından geçeni anlatıyor.
Çocuklardan not tutmaları için bir defter getirmelerini istedim.Sınıfın tek Musevi öğrencisi hariç iki gün içinde hepsi istediğimi yerine getirdiler. Her ders aynı talebe, Yahudi kızına tekrarladımsa da hali vakti yerinde olan bu kız deftersiz gelmekte devam ediyordu.......

Aradan bir hafta geçtikten sonra dediğimi yapmadığı taktirde kendisini sınıfa almayacağımı söyleyince de ağlamaya başladı. Ailesinin çok geniş imkanı olduğunu bildiğim için bu direnmenin sebebini sordum...
Kızdan aldığım cevap bize Siyonist prensibinin genç bir Yahudi kızında ifade bulmasından ibaretti..
kız ağlayarak;
"Ne yapayım öğretmenim.... Yako on gündür dükkanını açmadı..her halde hasta olmalı" dedi...Yako'dan başkasından alış veriş etmeyi prensibine ihanet addedecek kadar bir taassupla Yahudiliğine gösterdiği bu sadakatin kaçta kaçı acaba Türk gençlerinde bulunmaktadır......

Evet...Aydınlar ve zenginler arasında masonluğun halk tabakaları arasında komünistliği yayan ve bu surette dünyayı ifsat eden Yahudiliğin prensiplerine bağlı bu Yahudi kadar kendi benliğimize sadakat gösterebiliyor muyuz be kardeşim!....SENİ senden koparan benliğini unutturan beynini yıkayan seni uyuşuk kalbi temiz olmakla yetinen bir tip yapmak isteyenlere karşı uyanık mısın...?
Sen Bir Müslümansın Ve İnandığın Din Haktır Vaad edilenler Gerçektir.Üzerine Düşen Görevi YAP VE kendine Sor
:

"BENİM MÜSLÜMAN OLMAYANLARDAN FARKIM NE!.."

19/12/2007

((: Ayı ile ateist :))

Ayı ile ateist
Ateistin biri,doğa ,tabiata hayran kalarak ormanın içinde dolaşıyormuş. "Tabiat ne güzel ağaçlar, renkler yaratmış." diye düşünerek dolaşırken aniden karşısına kocaman , vahşi bir ayı çıkar , ateist adam korkar ve kaçmaya başlar .Ateist önde ayı arkada koşarken ayı sonunda adamı yakalar altına alır.Ayı tam pençesini kaldırıp adama vurmak üzere iken ateist adam can havli ile ''Allahım yardım eyle'' diye bağırır. Bir anda herşey donar ; nehir akmaz , rüzgar esmez , yapraklar kımıldamaz olur.Ayıda pençesi havada öylece donakalır.
Hemen yanıbaşlarında bir ışık belirir, ışığın içinden birses şöyle der ''Hani sen tanrı tanımazdın, şimdi ne oldu?'' Ateist utanarak başını öne eğer. Işıktaki ses devam eder. " Hadi dile ne dilersen, kabul edilecektir." Ateist adam ''ben şimdi iman ettim desem buna yüzüm yok,bunu istemeye hakkım da yok, ama bu ayı iman ederse belki benim kurtulma şansım olur , ben ayının iman etmesini istiyorum " der. Işıktaki ses "dileğin kabul olacaktır "diye cevap verir ve kaybolur. O anda yeniden rüzgar esmeye, nehir akmaya,yapraklar kımıldamaya başlar. Ayının ateiste inmek üzere kalkan pençesi yere iner ve sonra ayı iki pençesini göğe doğru kaldırarak şöyle dua eder " Ey Allahım senin rızan için oruç tuttum , sana inandım , senin rızkınla orucumu açıyorum."

16/12/2007

ÇİFTÇİNİN ELİNE DÜŞEN POLİTİKACILARIN SONU

Bir otobüs dolusu politikacı seçim için Teksas’ta dolaşıyorlarmış. Otobüs büyük bir çiftliğin yanından geçerken şoförün dalgınlığı yüzünden derin bir şarampole uçmuş. Çiftçi koşarak gelmiş, gece kurda kuşa yem olmasınlar diye cesetleri gömmeye başlamış. Ertesi sabah şerif soruşturma için çiftliğe gelmiş. Çiftçiye sormuş.

“Otobüsteki bütün politikacıları gömdün demek. Hepsi ölüydü, eminsin değil mi?”
Çiftçi cevap vermiş:

“Bazıları yaşadıklarını iddia ettiler ama politikacıların nasıl yalan söylediklerini bilirsiniz!”

16/12/2007

SEN KİMSİN?

SEN,
'Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz, iyiligi emreder, kötülükten vazgeçirmege çalışırsınız.. Çünkü Allah’a inaniyorsunuz..' Fermanının sahibisin!..

SEN,
'Alemlere rahmet olarak gönderilen' ve dehşetli mahser günü herkesin 'Nefsi! Nefsi!' diye çirpinacagi bir zamanda, secdelere kapanıp; 'Ümmetimi isterim Ya Rab!.. Ümmetimi bagışlamadıkça kalkmam' diye feryad edecek olan Habib-i Kibriya’nin ümmetisin!..

SEN,
Resûlullah’in ashabina; 'Orduya yardim ediniz' dedigi zaman, bütün servetini alıp getiren ve Peygamberin 'Çocuklarina ne biraktın?..' sorusuna; 'Allah’ı ve Resûlünü bıraktım Ya Resûllullah!' cevabını veren Hz. Ebûbekir’in yolundasın!..

SEN,
Devlet reisi oldugu halde, içi su dolu bir tulumu sırtına yüklenerek halk içinde dolasan ve oglunun; 'Babacıgım, niçin böyle yapıyorsun?' sorusuna; 'Oglum! Nefsimi biraz begenir gibi oldum.. Onu zelil etmek, gururumu kirmak istiyorum' diyen Koca Ömer’in izindesin!

SEN,
Müslümanlar arasinda açligin ve kitligin hüküm sürdügü bir zamanda Sam’dan kendisine ait zeytinyagi, üzüm ve bugday yüklü olarak gelen bir deveyi yükleriyle beraber yoksullara tasadduk eden Hz. Osman’in ardindasin!..

SEN,
Cebinde bulunan 4 dirhem servetin 1 dirhemini gizlice, 1 dirhemini açikça, 1 dirhemini gece ve kalan 1 dirhemini de gündüz , kimsesizlere sadaka olarak veren ve Allah Resûlünün; 'Neden böyle yaptin ?'suâline 'Belki Allah bunlarin birini olsun kabul eder düsüncesiyle diyen Hz. Ali’yi takip edensin!

SEN,
Allah yolunda cihada çikan ve karsisinda ATLAS Okyanusunu görünce, atını
dizlerine kadar denize
sürerek, kilicini çekip; 'Ya Rabbi! Sahid ol! Önüme su uçsuz bucaksiz derya çikmasaydı senin sanini daha ileriye götürürdüm!' diyen mücahidlerin pesindesin!..

SEN,
40 sene yatsi abdestiyle sabah namazini kilan Imam-i Âzam’larin, Malazgirt Ovalarinda Allah Allah sesleriyle at kosturan ve Anadolu kapilarini Müslüman Türklere açan Alp Arslanlarin arkasindasin!..

SEN,
Misafir kaldigi evde gece sabaha kadar ayakta duran ve; 'Biz Kur’anin bulundugu odada ayaklarimizi uzatip yatmaktan hayâ ederiz' diyen Osman Gazilerin torunusun!..

SEN,
Resûllullah’in müjdesine nail olup, küfrün dogu kal’asini, istanbul’u fethederek Islam’a teslim eden, yeni bir çag açan Fatihlerin, dünyayi müslümanlardan baskasina dar gören Yavuzlarin, karalarin- denizlerin hakani Kanûnilerin neslisin!..

SEN,
Istanbul’da okumaya basladigi Ezan-i Muhammediyeyi, Çaldiran ovalarinda bitiren, Tuna’da aldigi abdestin namazini Afrika çöllerinde kilan, Hazer kiyilarinda getirdigi tekbir seslerinin yankilarini Viyana kapilarinda duyan kahramanlarin evladisin!..

SEN,
Vatanini, mukaddesâtini müdafaa ederken düsman kursunlarinin darbeleriyle bagirsaklari delik-desik disariya firlayan ve bir eliyle onlari karnina iterken, diger eliyle gögsünden bir baska kursunu eliyle çikarip, yaninda bulunan arkadasina; 'Al arkadasim! Sag olur da dönersen, su kursunu ogluma ver! Ve O’na de ki; 'Bunu sana baban son nefesinde gönderdi ve O’da ayni sekilde ogluna aktarmazsa hakkimi helal etmem! ' dedi diye ulvî ruh örnekleri veren sehitler kafilesinin çocugusun!..

İŞTE SEN BUSUN!..

14/12/2007

İMAM-I GAZALİ HAZRETLERİNDEN

        Şunu iyi bil ki, amelsiz ilim, insanı kurtaramaz. Bunu sana bir misal ile anlatayım:

        Adamın biri dağda bir insana rastlasa, yanındaki silahları kullanmadıkça, arslanın pençesinde parçalanmaktan kurtulamaz. İşte tıpkı bunun gibi bir kimse, bildiği ilimlere uygub amel etmezse, ilimlerin ona hiçbir faydası olmaz.

        Diğer bir misal: Bir doktor hastalansa, hastalığını teşhis edip ilacını da bilse, o ilacı kullanmadıkça, hastalığını hiçbir şekilde tedavi edemez.

        Kısacası bir insan, bildiklerini fiilen tatbik etmedikçe en küçük bir netice alamaz. Keza insan çalışmayınca, yani Allah yolunda yürümedikçe ibadet etmiş olmaz ve sevap kazanamaz. Allah yolunda yürümek ise Peygamber Efendimiz(s.a.v)'e tabi olmak demektir. Sevgili Peygamberimiz'e tabi olmak demek ise, bütün sözlerini ve hareketlerine onun emirlerine ve yasaklarına uydurmak demektir. İbadetler bile, onun emrine uygun değilse, hiç kıymeti yoktur. Hatta insan öyle ibadetleri yapmakla sevap değil, günah kazanır. Mesela oruç tutmak, herkes bilir ki, ibadetlerin en kıymetlilerinden birisidir. Ama Ramazan Bayramı'nın birinci günü ve Kurban Bayramı'nın dört günü oruç tutmak haramdır. Çünkü yasak edilen günlerde ise sevap değil isyan olur.

       Bunun gibi başkasından haksız şekilde alınarak giyilen bir elbise ile namaz kılmamalıdır. Aynı şekilde başkasının mülkünde mal sahibinin rızasını almadan namaz kılmamalıdır. Görüldüğü gibi namaz ve oruç gibi vesair ibadetler İslamiyet'in emirlerine uygun olarak yapılmadıkları zaman ibadet olmamaktadır.

       Şu halde, ibadet İslamiyet'in emir ve yasaklarına uymak demektir. O halde Müslüman, bütün sözlerini ve işlerini de İslamiyet'in emirlerine uydurmalıdır.

14/12/2007

BENİM SENDEN BİR İSTEĞİM VAR.

Bir gün Nasreddin Hoca'nın, aldığını geri vermeyen bir arkadaşı:

"Hoca Efendi! Senden bir isteğim var!" demiş. Hoca adamın yine para isteyeceğini anlamış ve;

"Benim de senden bir isteğim var; Önce sen onu yerine getir, sonra kendi dileğini söyle." demiş Arkadaşı;

"Peki olur." deyince, Hoca isteğini söylemiş:

"Benden borç isteme!"

29/11/2007

EN HAYIRLI İBADET

 

            Numan Bin Beşir (r.a) Ben Cuma günü Resulullah(s.a.v)’in minberinin yanında otururken bir adam :

            “Ben hacılara su dağıtmaktan başka faziletli bir amel bilmiyorum.” dedi. Başka bir adam da:

            “Ben de Mescid-i Haram’ı tamir etmekten başka hayırlı bir amel bilmiyorum.” dedi. Bir başka adam : “Allah yolunda cihad etmek her ikisinin söylediğinden efdaldir.” dedi. Bunun  üzerine Hz. Ömer (r.a) onlara çıkıştı:

            “Resulullah’ın minberinin yanında yüksek sesle konuşmayın. Namazı kıldıktan sonra ihtilaf ettiğinizin hangisinin efdal olduğunu soracağım.” Dedi.

            Resul-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz, mescide girince şu ayet nazil oldu.(Mealen)

            “Siz hacılara su dağıtma işi ile Mescid-i Haram’ın imarını Allah’a ve ahiret gününe iman edip Allah yolunda cihad eden kimsenin ameli gibi mi tuttunuz? Bunlar,  Allah katında bir olmaz. Allah, haddini aşanlara hidayet vermez.” (Tevbe Suresi, ayet 19)

29/11/2007

HAMAM PARASI

İbrahim Edhem Hazretleri bir gün hamama girmek istemiş. Hamamcıya:

— Param yok, hamama girmeme müsaade etmez misiniz? demişti.

Hamamcı parasız hamama girilmez diyerek hamama sokmadı, İbrahim Edhem Hazretleri ısrar etti ise de hamamcı kabul etmedi. Boynu bükük olarak hamamdan ayrılan İbrahim Edhem Hazretleri, öyle bir bağırış bağırdı ki yer gök çın çın öttü... Bu sesi duyan halk, ağlamakta olan İbrahim Edhem Hazretlerinin başına toplanıp:

— Bu kadar feryada hacet yok, hamam parasını biz verelim de ağlama!, dediler.

İbrahim Edhem Hazretleri toplanan kalabalığa şöyle seslendi:

—— Ey ehalî! Siz, benim hamama giremediğim için mi ağladığımı sanıyorsunuz? Ben hamama giremediğim için ağlamıyorum. Ben dünyada iken parasız hamama bile sokmuyorlar... Ya ahirette de senin cennete girecek bir amelin yok diye kapıdan geri çevrilirsem benim halim ne olur? diye ağlıyorum... Çünkü salih ameli olup oraya girmeyi hak etmeyenleri içeri sokmayacaklar, buyurdu...

26/11/2007

Minik Köpek ve Leopar

Adamin biri Afrika'da safariye cikarken yanina minik kopegini
de almis.Minik kopek bir gun ormanda dolasip,kelebekleri kovalar,
cicekleri koklarken kayboldugunu fark etmis.Ne yapacagini
dusunurken bir de bakmis ki karsidan bir leopar geliyor ve
belli ki gunluk yiyecegini ariyor."Simdi basim dertte" diye dusunmus minik kopek.
Etrafina bakmis yerde kemik parcalarini gormus.Hemen arkasini
leoparin geldigi yere donerek kemikleri kemirmeye baslamis,bu
arada da arkadaki hareketi kestirmeye calisiyormus.Leopar tam
saldiracakken minik kopek kendi kendine konusmus;

"Ne kadar lezzetli bir leoparmis.Acaba etrafta bundan bir tane daha var mi?"

Bunu duyan leopar bir anda donmus kalmis ve en yakindaki agaca
tirmanarak dallarin arasina saklanmis.
"Tam zamaninda kurtardim yoksa bu kopege yem olacaktim"diye
Dusunmus leopar.Butun bunlar olup biterken bir baska agacin
ustundeki bir maymun olanlari izliyormus. Bildiklerini kullanarak
bundan sonra leopardan kurtulabilecegini dusunmus.

Leoparin yanina giderek neler oldugunu anlatmis.Leopar kopegin yaptiklarina cok sinirlenmis ve maymuna "Atla sirtima, gidip sunu yakalayalim"demis.

Ancak minik kopek neler oldugunu ve leoparin sirtinda maymunla
birlikte suratle kendisine yaklastigini fark etmis. "Simdi ne
yapacagim" diye dusunurken kacmaya tesebbus etmemis.Bunun
yerine arkasini leoparin geldigi yone donerek,kemikleri kemirmeye
devam etmis.

Tam leopar saldiracakken yine kendi kendine konusmus; "Bu
aptal maymun da nerede kaldi?Yarim saat once bir leopar daha
getirsin diye gonderdim,hala haber yok!"

26/11/2007

GÜMRÜK

Trabzonla Rize arasında bir zamanlar gümrük varmış. Temel hergün bisiklet ve önünde bir kum torbasıyla gümrükten geçermiş. Bir gün Gümrük Memuru bu durumdan kuşkulanmış. Temel'e :
- Dur. Ne geçiriyorsun gümrükten, demiş. Temel :
- Kum, demiş.
Memur kum torbasına elini sokmuş karıştırmış gerçekten sadece kum varmış torbada. Bu olaydan sonra Temel yıllarca gümrükten bisikletle önünde kum torbası olduğu halde geçmiş. Yıllar sonra Trabzonda bir kahvede Temelle Gümrük Memuru karşılaşmış.
Gümrük Memuru :
- Ula Temel artık emekli oldum sana birşey yapamam gerçekten ne geçiriyordun gümrükten?, demiş.
Temel:
- Bisiklet, demiş

GÜNÜN HADİS-İ ŞERİFİ

 

Arkadaşlarım

Tavsiye Siteler

Blogcu ile yapıldı
www.ihya.org
Popüler Siteler PageRank
www.ihya.org
islami Siteler islamiHit.com Toplist100